CMK m. 23/2, 'Aynı işte soruşturma evresinde görev yapmış bulunan hakim, kovuşturma evresinde görev yapamaz.' demektedir. Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 23.06.2021 tarihli kararına muhalif kalan üyenin görüşüne göre, bir sanık hakkında 'kuvvetli suç şüphesi olarak kabul edilecek somut deliller (ByLock, BankAsya kayıtları) bulunduğu' gerekçesiyle tutuklama kararı veren bir sulh ceza hakiminin, daha sonra aynı sanığın davasına bakan Ağır Ceza Mahkemesi'nde başkan olarak görev yapması neden CMK m. 23/2'ye aykırıdır?
Muhalefet şerhine göre bu durum, CMK m. 23/2'ye açıkça aykırıdır. Çünkü sulh ceza hakimi, tutuklama kararını verirken sadece usuli bir değerlendirme yapmamış, 'ByLock tespiti, BankAsya kayıtları' gibi dosyada mevcut delilleri 'kuvvetli suç şüphesi olarak kabul edilecek somut delil' olarak nitelemiştir. Bu, hakimin davanın esasına girdiğini, delilleri tartıştığını ve sanığın suçluluğu yönünde net bir görüş ve ön kanaat oluşturduğunu gösterir. Soruşturma evresinde bu şekilde esasa ilişkin bir kanaat belirten hakimin, kovuşturma evresinde tarafsız kalması beklenemez. Bu durum, hakimin tarafsızlığını hem objektif (dış görünüş) hem de sübjektif (kişisel kanaat) olarak zedeler. CMK m. 23/2'nin amacı da tam olarak bu tür bir ön yargının yargılamaya etki etmesini önlemektir. Dolayısıyla, bu hakimin kovuşturma evresinde görev yapması yasak kapsamında değerlendirilmelidir. (Kaynak: sen.av.tr/.../temyiz-incelemesine-katilan-uye...)