CMK m.154, 'Şüpheli veya sanık, vekaletname aranmaksızın müdafii ile her zaman ve konuşulanları başkalarının duyamayacağı bir ortamda görüşebilir.' demektedir. Bu hükmün, savunma hakkının etkin bir şekilde kullanılması açısından taşıdığı önemi ve 'silahların eşitliği' ilkesiyle bağını yorumlayınız.
CMK m. 154, savunma hakkının en temel güvencelerinden birini oluşturur. 'Vekaletname aranmaksızın' ifadesi, şüpheli veya sanığın, özellikle yakalandığı veya gözaltına alındığı ilk anlarda, herhangi bir bürokratik engele takılmadan derhal bir avukatın hukuki yardımından faydalanabilmesini sağlar. Bu, kişinin haklarını öğrenmesi, susma hakkını kullanıp kullanmayacağına karar vermesi ve aleyhine delil oluşturabilecek beyanlarda bulunmasının önlenmesi açısından hayati önem taşır. Görüşmenin 'başkalarının duyamayacağı bir ortamda' yapılması ve 'yazışmaların denetime tabi tutulamaması' ise müdafi-müvekkil arasındaki gizliliği ve güven ilişkisini korur. 'Silahların eşitliği' ilkesi açısından bu hüküm, devletin tüm soruşturma ve kovuşturma gücüne (polis, savcı) karşı tek başına kalan bireyin, hukuki bilgi ve tecrübeye sahip bir profesyonel (müdafi) ile eşitlenmesini sağlar. Vekaletname gibi bir formalitenin bu hakkın kullanımını geciktirmesi, silahlar arasındaki dengeyi iddia makamı lehine bozardı. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/sanigin-vekaletname-cikarmaksizin-mudafi-tayini)