Özel belgede sahtecilik (TCK m. 207) suçunda 'içerik (fikri) sahteciliği' neden cezalandırılmamaktadır? Hiç mevcut olmayan bir kira ilişkisini belgelendirmek amacıyla gerçeğe aykırı bir kira sözleşmesi düzenlemek neden bu suçu oluşturmaz? Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #44230

Türk Ceza Kanunu'nun 207. maddesi, özel belgede sahtecilik suçunu tanımlarken sadece 'maddi sahtecilik' eylemlerini suç olarak düzenlemiştir. Maddi sahtecilik, bir belgenin taklit edilerek sahte olarak üretilmesi veya mevcut gerçek bir belgenin tahrif edilmesidir. 'İçerik (fikri) sahteciliği' ise, belgeyi düzenleyen kişi gerçek olduğu halde belgenin içeriğinin gerçeğe aykırı olmasıdır. Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına (örn. 2022/1033 K.) göre, TCK m. 207'de içerik sahteciliğine yer verilmemiştir. Kanun maddesinin gerekçesinde de 'özel belge esasında mevcut olmadığı halde, mevcutmuş gibi sahte üretilmektedir' denilerek maddi sahteciliğe işaret edilmiştir. Bu nedenle, tarafların anlaşarak gerçekte var olmayan bir kira ilişkisini varmış gibi gösteren bir kira sözleşmesi düzenlemeleri, belgenin kendisi (imzalar vs.) sahte olmadığı, sadece içeriği gerçeğe aykırı olduğu için TCK m. 207 kapsamında suç teşkil etmez. Bu durum 'salt yalan beyan' olarak kabul edilir ve özel belgeler açısından cezalandırılmaz. (Kaynak: barandogan.av.tr/.../ozel-belgede-evrakta-sahtecilik-cezasi.html)