İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi, bir hakimin önceki aşamalarda bir davaya katılımının tarafsızlığını zedeleyip zedelemediğini incelerken hangi kriteri kullanmaktadır? Bir sulh ceza hakiminin verdiği tutuklama kararının, daha sonra aynı davada heyette yer alması durumunu bu kritere göre analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #44219

İHAM, bir hakimin tarafsızlığını değerlendirirken, hakimin duruşma öncesi görevinde somut olayın 'esasına ne ölçüde girip girmediğini' incelemektedir. Eğer hakim, önceki kararında sadece usuli veya şekli bir değerlendirme yapmışsa (örneğin, sanığın kaçma şüphesi gibi), bu durum genellikle tarafsızlığı zedeleyici görülmez. Ancak, hakim önceki kararında delil takdirinde bulunarak 'kuvvetli suç şüphesinin varlığı' gibi esasa ilişkin bir kanaat belirtmişse, bu durumun sonraki yargılamada tarafsızlığını hem öznel (subjektif) hem de nesnel (objektif) olarak yitirmesine neden olacağı kabul edilir. Dolayısıyla, bir sulh ceza hakimi, tutuklama kararında sadece CMK m.100'deki katalog suçlara veya kaçma şüphesine dayanmışsa sorun olmayabilir. Fakat, kararını 'sanığın ByLock kullandığına ilişkin tespit, BankAsya kayıtları gibi somut delillerle kuvvetli suç şüphesinin var olduğuna' dayandırmışsa, bu hakimin artık davanın esası hakkında bir ön kanaat oluşturduğu kabul edilir ve kovuşturma aşamasında aynı davaya bakması, adil yargılanma hakkının (İHAS m.6) ihlali anlamına gelir. (Kaynak: sen.av.tr/.../temyiz-incelemesine-katilan-uye..., Yargıtay 16. CD kararına muhalefet şerhi)