Bir davada mahkeme, sanık hakkında hem cezanın ertelenmesine (TCK m. 51) hem de hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (CMK m. 231) yer olmadığına karar verirken, birbiriyle çelişkili gerekçeler kullanmıştır. Yargıtay 13. Ceza Dairesi'nin 2014/18187 E. sayılı kararındaki somut örnek üzerinden bu çelişkiyi açıklayınız.
Yargıtay 13. Ceza Dairesi'nin 2014/18187 E. sayılı kararındaki çelişki şudur: Mahkeme, cezanın ertelenmesine karar verirken, gerekçe olarak 'sanığın yargılama sürecindeki davranışları nazara alınarak, cezanın ertelenmesi halinde ileride bir daha suç işlemekten çekineceğine dair mahkememize vicdani kanaat hasıl olduğu'nu belirtmiştir. Yani, sanığın gelecekte suç işlemeyeceğine dair olumlu bir kanaat oluştuğunu ifade etmiştir. Ancak aynı kararda, HAGB uygulanmamasına gerekçe olarak ise, 'sanığın adli sicil kaydı, suç işleme hususundaki eğilimleri... nazara alınarak bir daha suç işlemeyeceği yönünde mahkememizde kanaat hasıl olmadığından' demiştir. Bu iki gerekçe birbiriyle taban tabana zıttır. Mahkeme, aynı sanık hakkında, aynı anda hem 'tekrar suç işlemeyeceğine dair olumlu kanaat' hem de 'tekrar suç işlemeyeceğine dair olumsuz kanaat' sahibi olamaz. Bu durum, hükmün kendi içinde açık bir çelişki barındırdığını gösterir ve kararın mantıksal temelden yoksun olduğunu ortaya koyar. Bu nedenle, bu çelişki bir bozma sebebidir.