Vergi kaçakçılığı suçlarında 'sahte fatura'nın, VUK m. 230'daki zorunlu unsurları taşımaması (örneğin, seri numarası olmaması), bu faturanın suçun maddi konusu olmasını engeller mi? Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 2016/1833 E. sayılı kararındaki karşı oyda bu konu nasıl tartışılmıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #44204

Çoğunluk görüşüne göre, VUK m. 227/3 uyarınca zorunlu bilgileri taşımayan bir belge 'vergi kanunları bakımından hiç düzenlenmemiş sayıldığı' için, bu tür bir belgenin sahte fatura kullanma suçunun maddi konusu olamayacağı kabul edilmektedir. Bu görüş, faturanın şekil şartlarına sıkı sıkıya bağlıdır. Ancak, Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 2016/1833 E. sayılı kararındaki (ve benzeri kararlardaki) karşı oyda bu görüş eleştirilmektedir. Karşı oya göre: VUK m. 359'daki suç, klasik bir belgede sahtecilik suçu değil, özel bir 'vergi kaçakçılığı' suçudur. Burada korunan hukuki değer, belgenin şeklinden ziyade, devletin vergi geliridir. Kanun koyucu, sahte belgeyi tanımlarken 'içerik sahteciliğine' odaklanmıştır ('Gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belge'). Dolayısıyla, belge şeklen eksik olsa bile, eğer vergi matrahını aşındırmak amacıyla kullanılmışsa, bu 'içerik sahteciliği' gerçekleşmiştir ve suç oluşmuştur. Aksi bir kabul, şekli eksiklikler nedeniyle içeriği tamamen sahte olan belgelerin cezasız kalması sonucunu doğurur ki bu, kanunun amacıyla bağdaşmaz.