Bir taşınmaz, sahte bir isim tashihi ilamı ve sahte mirasçılık belgesi kullanılarak Hazine'ye ait olduğu iddia edilen bir kişinin mirasçıları adına tescil ettirilmiş, daha sonra bu 'mirasçılar' tarafından davalı A'ya satılmıştır. Yargıtay 8. HD'nin 2015/5667 sayılı kararında, davalı A'nın bu durumda 'ikinci el' veya 'üçüncü kişi' olarak kabul edilmemesinin ve TMK m. 1023'ten yararlanamamasının gerekçesi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #44196

Davalı A'nın 'ikinci el' veya 'üçüncü kişi' olarak kabul edilmemesinin gerekçesi, devrin, yolsuz tescili yaratan sahtecilik silsilesinin ilk gerçek alıcısı olmasıdır. Yargıtay'a göre, TMK m. 1023'ün koruması, tapu kütüğünde hali hazırda var olan 'yolsuz bir tescile' güvenerek hak kazanan, kendisinden önceki işlemle bir ilgisi olmayan 'üçüncü kişiyi' kapsar. Olayda ise, tapu kaydı sahte işlemlerle (isim tashihi ve intikal) oluşturulmuş ve bu sahte kaydı oluşturan kişiler, bu kayda dayanarak ilk satışı davalı A'ya yapmıştır. Yani A, yolsuz tescilin sonucunda ortaya çıkan ilk hak sahibidir; tapuda daha önceden var olan bir yolsuz kayda güvenen bir sonraki alıcı değildir. Sahteciliği yapanlarla A arasındaki işlem, tek bir hukuki sürecin parçasıdır. Yargıtay, bu durumu 'ilk elden iktisap' olarak nitelendirmiş ve bu nedenle A'nın, yolsuz tescile sebep olan kişilerden doğrudan malı devraldığı için, TMK m. 1023'ün korumasından yararlanamayacağına karar vermiştir. A'nın iyiniyetli olup olmamasının bu durumda bir önemi kalmamaktadır.