Tapu iptali ve tescili davasında, davalı olarak tapuda malik görünen kişinin, taşınmazı 'inançlı bir işlemle' devraldığını, gerçek malikin davacı olduğunu kabul etmesi halinde, bu ikrar tek başına davanın kabulü için yeterli midir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #44172

Davalı tarafın ikrarı (kabulü) HMK m. 188 uyarınca mahkeme için bağlayıcıdır ve kural olarak kesin bir delil teşkil eder. Dolayısıyla, davalının, taşınmazın mülkiyetinin gerçekte davacıya ait olduğunu ve kendisinin sadece inançlı bir işlem gereği tapuda malik göründüğünü açıkça kabul etmesi, başka bir delile gerek kalmaksızın davanın kabulü için yeterlidir. Bu durumda, 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı İBK'da aranan yazılı delil şartı da aranmaz, çünkü davanın tarafı olan davalı, aleyhine olan bu vakıayı kabul ederek ispat yükünü ortadan kaldırmıştır. Ancak, bu durumun istisnası, ikrarın muvazaalı (danışıklı) olması ve üçüncü kişilerin (örneğin, davalının alacaklılarının) haklarını zarara uğratma amacı taşımasıdır. Mahkeme, böyle bir muvazaadan şüphelenirse, ikrara rağmen davanın reddine karar verebilir. Normal şartlarda ise, davalının ikrarı davanın kabulü için yeterli bir hukuki sebeptir.