Bir ceza davasında, sanığın eyleminin hem 'nitelikli hırsızlık' hem de 'konut dokunulmazlığının ihlali' suçlarını oluşturduğu iddiasıyla dava açılmıştır. Sanık sadece hırsızlık suçundan ceza alırken, konut dokunulmazlığının ihlali suçundan, kullanma hırsızlığına ilişkin bir yorumla şikayet yokluğundan düşme kararı verilmiştir. Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin 2015/42807 E. sayılı kararında bu durum neden hukuka aykırı bulunmuştur?
Bu durumun hukuka aykırı bulunmasının sebebi, birbiriyle bağlantılı iki farklı suçun hukuki kaderinin hatalı bir şekilde birbirine bağlanmasıdır. Kararda belirtildiği üzere: 1) TCK m. 142/4, hırsızlık suçunun işlenmesi amacıyla konut dokunulmazlığının ihlali veya mala zarar verme suçunun işlenmesi halinde, bu suçlardan dolayı şikayet aranmayacağını düzenler. 2) Kullanma hırsızlığı (TCK m. 146), hırsızlık suçunun daha hafif bir halidir ve şikayete tabidir. 3) Yargıtay, bu durumda TCK m. 146'daki şikayet şartının lafzi değil, amaçsal yorumlanması gerektiğini belirtmiştir. 'Amaç suç' olan hırsızlık fiili, kullanma hırsızlığı niteliğinde olup şikayet yokluğundan düşerken, bu suçun işlenmesi için bir araç olan 'araç suç'tan (konut dokunulmazlığının ihlali) ceza verilmesi, TCK m. 146'nın konuluş amacına aykırı olur. Kanun koyucu, daha hafif bir fiil olan kullanma hırsızlığını affeden mağdurun, bu fiilin işlenmesi sırasındaki daha az önemli ihlaller için failin cezalandırılmasını isteyeceğini varsaymamıştır. Bu nedenle, amaç suç olan kullanma hırsızlığı şikayete bağlı ise, bu suçla bağlantılı olan konut dokunulmazlığının ihlali suçu da şikayete tabi hale gelir. Mahkemenin, mağdurun şikayetini geri çekip çekmediğini sanığa sorarak bir karar vermesi gerekirdi.