Bir işçinin, işverenin baskısıyla imzaladığı istifa dilekçesine dayanarak işten çıkarılması ve daha sonra dava açması durumunda, ispat yükü kime aittir? Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımı nasıldır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #44142

Kural olarak, yazılı bir istifa dilekçesi sunulduğunda, feshin işçi tarafından yapıldığına dair bir karine oluşur ve aksini, yani istifa iradesinin baskı, hile veya tehdit altında fesada uğratıldığını iddia eden işçinin bunu ispatlaması gerekir. Ancak Yargıtay, iş hukukunun 'işçiyi koruma' ilkesi gereği bu konuda ispat yükünü esnek yorumlamaktadır. Metindeki Yargıtay içtihatlarına göre, mahkeme öncelikle işçinin irade fesadı iddiasının olup olmadığını araştırmalıdır. 'İşverenin tazminatların derhal ödeneceği sözünü vermek ve benzeri baskılarla işçiden yazılı istifa dilekçesini vermesini talep etmesi ve işçinin buna uyması halinde gerçek bir istifa iradesinden söz edilemez. Bu halde feshin işverence gerçekleştirildiği kabul edilmelidir.' Yargıtay, özellikle işçinin uzun bir kıdemi varsa, kıdem tazminatı gibi önemli bir haktan vazgeçerek istifa etmesini 'hayatın olağan akışına aykırı' bulmakta ve bu durumda ispat yükünü fiilen işverene çevirerek, istifanın gerçek bir iradeye dayandığını işverenin ispatlamasını beklemektedir.