CMK m. 261'deki 'açık arzuya aykırı olmama' koşulu, zorunlu müdafilik (CMK m. 150/3) durumunda nasıl yorumlanmalıdır? Sanığın haberi olmadan atanan bir zorunlu müdafiin yaptığı temyiz başvurusunun geçerliliği hakkında Ceza Genel Kurulu'nun yaklaşımı nasıldır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #44071

Zorunlu müdafilik durumunda da 'açık arzuya aykırı olmama' koşulu geçerlidir, ancak sanığın bu arzuyu beyan edebilmesi için öncelikle atamadan haberdar olması gerekir. Ceza Genel Kurulu'nun 2011/6-235 E. ve 2018/533 E. sayılı kararlarında istikrarlı bir şekilde benimsediği yaklaşıma göre; sanığın kendisine zorunlu müdafi atandığından haberdar edilmediği durumlarda, bu müdafiin yaptığı temyiz başvurusu sanık açısından doğrudan hukuki sonuç doğurmaz. Sanığın bu atamaya ve yapılan kanun yolu başvurusuna muvafakat edip etmediği belirsizdir. Bu belirsizlik, savunma hakkının kısıtlanması anlamına gelir. Bu nedenle, böyle bir durumda hükmün sanığın kendisine de tebliğ edilerek, müdafiin temyizine muvafakat edip etmediğinin sorulması ve temyiz iradesinin netleştirilmesi gerekir. Sanık, temyize muvafakat etmediğini açıkça beyan ederse, müdafiin başvurusu geçersiz hale gelir. Özetle, sanığın atamadan haberdar olmaması, müdafiin tek başına yaptığı temyiz başvurusunu askıda bir işlem haline getirir ve sanığın iradesinin alınmasıyla geçerlilik kazanır veya kaybeder.