Ceza Genel Kurulu'nun 2011/6-235 E. sayılı kararında ele alınan olayda, sanığın kendisine zorunlu müdafi atandığından haberdar olmadığı bir durumda, müdafiin yaptığı temyiz başvurusunun hukuki sonuçları nasıl değerlendirilmiştir? Bu durumda hükmün müdafie tefhimi veya tebliği, kanuni sürelerin işlemesi için yeterli midir?
Hayır, yeterli değildir. CGK'nın 2011/6-235 E. sayılı kararında, zorunlu müdafiliğin amacının sanığın savunma hakkının etkin kullanımını sağlamak olduğu vurgulanmıştır. Bu bağlamda, kendisine zorunlu müdafi atandığından haberdar olmayan bir sanığın, bu müdafiin tasarruflarından sorumlu tutulamayacağı belirtilmiştir. Karara göre, kendisine zorunlu müdafi atandığından haberi olmayan sanık açısından, bu müdafie yapılan tefhim veya tebliğ, temyiz gibi kanuni sürelerin başlaması için hukuki bir sonuç doğurmaz. Bu, bir tebligat hukuku meselesi değil, doğrudan adil yargılanma ve savunma hakkı meselesidir. Bu nedenle Kurul, müdafiin yaptığı temyiz üzerine onama kararı verilse bile, sonradan hükümden haberdar olan sanığın temyiz talebinin geçerli olduğunu kabul etmiştir. Sonuç olarak, sanığın atamadan haberdar olması ve buna itiraz etmemesi halinde müdafie yapılan tebligat geçerli olurken, haberdar olmadığı durumda hükmün bizzat sanığa da tebliğ edilmesi gerekmektedir.