Ceza Genel Kurulu'nun 2018/270 sayılı kararında, iddianameyi düzenleyen Cumhuriyet savcısı ile yargılamayı yapan hâkimin karı-koca olması durumunun, tek başına adil yargılanma hakkını ihlal etmediği sonucuna varılmıştır. Kurul'un bu sonuca ulaşırken dayandığı temel hukuki argümanlar nelerdir? Kıyas yasağı bu kararda nasıl bir rol oynamıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #44037

Ceza Genel Kurulu'nun 2018/270 sayılı kararında bu sonuca ulaşırken dayandığı temel argümanlar şunlardır: 1) Açık Yasal Düzenleme Yokluğu: Ne CMK m. 22-23'teki görev yasaklarında ne de 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 46. maddesinde (eşlerin aynı dairede görev yapamaması), savcı olan eşin düzenlediği iddianameyle açılan davaya hâkim olan eşin bakamayacağına dair açık bir yasak bulunmamaktadır. 2) Kıyas Yasağı: CMK m. 22 ve 23'teki görev yasakları istisnai ve sınırlayıcı hükümlerdir. Ceza muhakemesi hukukunda istisnai ve sınırlayıcı hükümlerin kıyas yoluyla genişletilmesi yasaktır. Dolayısıyla, kanunda açıkça sayılmayan bu durumun, kıyas yoluyla görev yasağı kapsamına alınması mümkün değildir. 3) Cumhuriyet Savcısının Rolü: Savcı, kovuşturma evresinde bir 'taraf' değildir. CMK m. 160 uyarınca, soruşturmada şüphelinin lehine ve aleyhine delil toplamakla yükümlü, objektif bir kamu görevlisidir. Karara konu olayda savcı, kovuşturmada görev almamış veya görüş bildirmemiştir. 4) Ret veya Çekinme Olmaması: Ne sanık tarafından bir ret talebinde bulunulmuş, ne de hâkim tarafından tarafsızlığının şüpheye düştüğü gerekçesiyle bir çekinme talebi ileri sürülmüştür. Bu argümanlar birleştiğinde Kurul, kanunda açık bir yasak olmadığı ve kıyas da yapılamayacağı için, bu durumun tek başına tarafsızlık ilkesini zedelemeyeceği ve adil yargılanma hakkını ihlal etmeyeceği sonucuna varmıştır.