Bir ceza davasında, mahkeme gerekçeli kararında sadece 'dosya kapsamındaki deliller, tanık beyanları ve sanık ikrarı bir bütün olarak değerlendirildiğinde sanığın suçu işlediği vicdani kanaatine varılmıştır' şeklinde bir ifadeye yer vermiştir. Bu gerekçe, Anayasa m. 141/3 ve AİHS m. 6 bağlamında 'gerekçeli karar hakkını' karşılar mı? Neden?
Hayır, bu ifade gerekçeli karar hakkını karşılamaz. Anayasa'nın 141/3. maddesi ve AİHS'nin 6. maddesi kapsamında yorumlanan gerekçeli karar hakkı, mahkemenin ulaştığı sonucu hangi somut delillere, hangi hukuki sebeplere ve mantıksal çıkarımlara dayandırdığını anlaşılır bir şekilde açıklamasını gerektirir. Sorudaki ifade, bir gerekçe değil, bir sonuç beyanıdır. Hangi delilin (hangi tanığın hangi beyanının, sanığın ikrarının hangi kısmının, hangi belgenin) suçun hangi unsuruyla nasıl bir bağ kurduğunu açıklamamaktadır. Bu tür genel ve soyut bir gerekçe, tarafların kararın nedenlerini anlamasını, kanun yolu başvurusunda somut gerekçeler ileri sürmesini ve kanun yolu merciinin de etkili bir denetim yapmasını engeller. Demokratik bir toplumda, yargı kararlarının denetlenebilir ve anlaşılabilir olması esastır; bu tür bir gerekçe bu esaslara aykırıdır.