Anayasa Mahkemesi'nin Ruken Gündüz başvurusunda (B. No: 2018/24786) tespit ettiği 'gerekçeli karar hakkı' ihlalinin temelinde, ilk derece mahkemesi ve kanun yolu mercilerinin hangi somut iddiaları yanıtsız bırakması yatmaktadır? Karara göre, bir iddianın 'davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte' olup olmadığı nasıl anlaşılır?
AYM'nin Ruken Gündüz kararında tespit ettiği gerekçeli karar hakkı ihlalinin temelinde, derece mahkemelerinin, başvurucunun mahkumiyetin esasına ilişkin ve delillerle desteklediği iki temel iddiayı yanıtsız bırakması yatmaktadır: 1) Bombanın Ateşlenme Mekanizmasına İlişkin İddia: Başvurucu, elindeki cismin telefon olduğunu ve dosyaya sunulan uzmanlık raporlarının (Bomba İmha ve İnceleme Şube Müdürlüğü'nün 4/7/2016 tarihli raporu) bombanın muhtemelen 'maytap fitili' ile ateşlendiğini, yani uzaktan kumandalı olmadığını gösterdiğini ileri sürmüştür. Bu iddia, mahkemenin 'elindeki belirsiz bir cisimle bombayı patlattığı' kabulüyle doğrudan çelişmekteydi. Mahkeme, bu çelişkiyi giderecek veya başvurucunun raporlara dayalı bu savunmasını çürütecek bir gerekçe sunmamıştır. 2) İstihbari Raporun Delil Değerine İlişkin İddia: Başvurucu, mahkumiyetin dayanaklarından olan ve eylemin örgüt adına işlendiğini belirten istihbari raporun somut delillerle desteklenmediğini, bu nedenle hükme esas alınamayacağını savunmuştur. Mahkeme, bu rapora dayanarak hüküm kurarken, başvurucunun bu raporun güvenilirliğine ve delil değerine yönelik itirazlarını karşılayan bir gerekçe ortaya koymamıştır. Bir iddianın 'davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte' olması, o iddianın kabul edilmesi halinde mahkemenin varacağı sonucun (mahkumiyet, beraat, suç vasfı vb.) değişme potansiyeli taşıması anlamına gelir. Ruken Gündüz olayında, bombanın uzaktan kumandalı olmadığının kabulü veya istihbari raporun delil olarak kabul edilmemesi, mahkumiyet kararının temelini sarsacak nitelikteydi.