Belirsiz süreli iş sözleşmesiyle İş Kanunu'na tabi olarak çalışan bir işçinin, bildirim süresine uymaksızın işi aniden bırakması halinde, işveren TBK m. 439'a dayanarak mı, yoksa İş Kanunu m. 17'ye dayanarak mı tazminat talep edebilir? Metindeki 'işçi lehine yorum' ilkesi ve 'özel kanun-genel kanun' ilişkisi çerçevesinde bu durumu tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #44028

İşveren, İş Kanunu m. 17'ye dayanarak ihbar tazminatı talep etmelidir. TBK m. 439'daki düzenleme, iş kanunlarına tabi belirsiz süreli iş sözleşmeleri için uygulanmaz. Bunun sebepleri şunlardır: 1) Özel Kanun Önceliği: 4857 sayılı İş Kanunu, iş ilişkilerinde özel kanun niteliğindedir. İş Kanunu m. 17, belirsiz süreli sözleşmenin usulsüz feshinin sonuçlarını (ihbar tazminatı) tüm yönleriyle ve açıkça düzenlemiştir. Özel kanunda açık hüküm varken, genel kanun olan Türk Borçlar Kanunu'na gidilemez. 2) İşçi Lehine Yorum İlkesinin Sınırı: TBK m. 439, işçiye 'işverenin zararının daha az olduğunu ispatlama' imkanı tanıdığı için görünüşte daha işçi lehinedir. Ancak, metinde de belirtildiği gibi, kanun koyucunun TBK'yı düzenlerken amacı, öncelikli olarak TBK kapsamındaki işçiler için bir güvence oluşturmaktır. Ayrıca, İş Kanunu'ndaki ihbar tazminatı düzenlemesinde bir 'boşluk' bulunmamaktadır. İş kanunlarındaki açık ve özel düzenleme, işçi lehine yorum ilkesiyle aşılarak genel kanun hükmü uygulanamaz. Bu nedenle, İş Kanunu'na tabi belirsiz süreli sözleşmelerde sadece İş Kanunu m. 17 uygulanır.