Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 24.03.2022 tarihli (2019/14-257 E.) kararında, çocuğun cinsel istismarı suçuna ilişkin iddianamede, sanığın cinsel eyleminin ne olduğunun açıkça anlatılmaması nedeniyle usulüne uygun açılmış bir dava bulunmadığına karar verilmiştir. Bu kararın temelinde yatan hukuki gerekçe nedir ve iddianamede sadece suç adının ve sevk maddesinin yazılması neden yeterli görülmemiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #44026

Bu kararın temelindeki hukuki gerekçe, CMK m. 170/4 ve m. 225'te somutlaşan 'davasız yargılama olmaz' ve 'savunma hakkının etkin kullanımı' ilkeleridir. YCGK'ya göre, iddianamede sadece suç adının (Çocuğun Cinsel İstismarı) ve sevk maddesinin (TCK m. 103/1) yazılması yeterli değildir. Çünkü: 1) Fiilin Somutlaştırılmaması: İddianame, yüklenen suçu oluşturan 'olayları', yani maddi fiilleri hiçbir tereddüde yer bırakmayacak şekilde açıklamak zorundadır. Karara konu olayda, sanığın 'eliyle mağdurenin ağzını kapatmaya çalıştığı' anlatılmış, ancak bu eylemin hangi cinsel amaçla veya nasıl bir cinsel davranış oluşturduğu açıklanmamıştır. Bu durum, sanığın hangi somut cinsel fiil ile suçlandığını anlamasını engellemektedir. 2) Savunma Hakkının İhlali: Sanık, hangi fiilden dolayı yargılandığını bilmeden etkin bir savunma yapamaz. TCK m. 103, farklı eylemleri (basit cinsel istismar, sarkıntılık vb.) kapsayabilen geniş bir maddedir. İddianamede fiil somutlaştırılmadığı için, sanık neye karşı savunma yapacağını bilemez. Sadece sevk maddesini görmek, savunma için yeterli bir bilgilendirme değildir. İsnat edilen suçun dayanağı olan maddi olaylar hakkında sanığın bilgilendirilmemesi, AİHS m. 6/3-a'nın ihlalidir. Bu nedenlerle YCGK, olayın anlatımında cinsel eyleme dair bir açıklama bulunmayan iddianameyi usulüne uygun açılmış bir dava olarak kabul etmemiştir.