Metinlerde, iddianamelerde 'hayatın olağan akışına aykırı' gibi soyut ve sübjektif ifadelerin kullanılmasının sakıncaları vurgulanmaktadır. Bu tür bir ifadenin Ceza Muhakemesi'nin hangi temel ilkesiyle çeliştiğini ve ispat hukuku açısından neden sorunlu olduğunu açıklayınız.
Bu tür ifadeler, Ceza Muhakemesi'nin en temel ilkelerinden olan 'şüpheden sanık yararlanır' (in dubio pro reo) ilkesiyle doğrudan çelişir. İspat hukuku açısından sorunlu olmasının nedenleri şunlardır: 1) Somut Delil Yerine Varsayımı Koyması: 'Hayatın olağan akışı' sübjektif bir yorumdur ve kişiden kişiye değişebilir. Ceza yargılaması ise somut, objektif ve hukuka uygun delillerle maddi gerçeğe ulaşmayı hedefler. Bir fiilin ispatı için somut delil bulunamadığında, 'başka türlü olması mümkün değil, hayatın olağan akışına aykırı' demek, delil boşluğunu varsayımla doldurmak anlamına gelir. 2) İspat Yükünün Tersine Çevrilmesi: Bu ifade, dolaylı olarak sanığa 'masumiyetini ispat et' yükümlülüğü getirir. Savcılık, sanığın suçluluğunu somut delillerle kanıtlamak yerine, sanığın davranışının 'olağan dışı' olduğunu iddia ederek, sanığı bu olağan dışılığı açıklamaya zorlar. Bu, ispat yükünün iddia makamında olduğu kuralına aykırıdır. 3) Şüphenin Sanık Aleyhine Yorumlanması: Bir durumun ispatlanamadığı yerde şüphe vardır. Şüphenin olduğu yerde ise 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi gereği sanık lehine karar verilmelidir. 'Hayatın olağan akışına aykırı' argümanı ise tam tersini yaparak, şüpheyi sanığın aleyhine yorumlamak için bir araç olarak kullanılır ve bu durum CMK m. 223/5'e aykırılık teşkil eder.