Yargıtay 13. Ceza Dairesi'nin 2011/27923 E. sayılı kararında, Cumhuriyet savcılarının 'bir nevi filtre görevi yapmaları' gerektiği ifade edilmiştir. Bu ifadenin, CMK m. 170'deki 'yeterli şüphe' kavramı ve 'lekelenmeme hakkı' ile olan ilişkisini açıklayınız.
Yargıtay'ın 'filtre görevi' ifadesi, Cumhuriyet savcısının soruşturma sonunda bir değerlendirme yaparak her şüphe durumunda dava açmaması gerektiğini vurgular. Bu görevin iki temel boyutu vardır: 1) Yeterli Şüphe Kavramı ile İlişkisi: CMK m. 170/2, kamu davası açılabilmesi için 'yeterli şüphe' oluşmasını şart koşar. Bu, basit şüpheden daha yoğun, mahkumiyetle sonuçlanma ihtimali bulunan, somut delillere dayalı bir şüphe seviyesidir. Savcı, delilleri değerlendirip, mahkumiyet için yeterli delil bulunmadığına veya beraatle sonuçlanacağına kanaat getiriyorsa, dosyayı mahkemeye 'filtrelemeden' göndermemeli, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (KYOK) vermelidir. 2) Lekelenmeme Hakkı ile İlişkisi: Lekelenmeme hakkı, bir kişinin somut ve yeterli delil olmaksızın 'sanık' sıfatıyla kamuoyu önünde suçlanmasını ve yargılanmasını önlemeyi amaçlayan, masumiyet karinesinin bir uzantısıdır. Savcının filtre görevi, kişilerin asılsız veya zayıf iddialarla mahkeme önüne çıkarılarak lekelenmelerinin önüne geçer. Yeterli şüphe oluşmayan bir durumda dava açılması, kişi beraat etse bile, yargılama sürecinin kendisi başlı başına bir yıpranma ve lekelenme yarattığından bu hakka aykırılık oluşturur.