Ceza muhakemesinde iddianame, kovuşturma evresinin 'yol haritası' olarak nitelendirilir. Bu nitelendirmenin, mahkemenin yetkileri ve sanığın hakları açısından doğurduğu iki temel sonucu, ilgili CMK maddelerine atıfta bulunarak açıklayınız.
İddianamenin 'yol haritası' olmasının doğurduğu iki temel sonuç şunlardır: 1) Mahkemenin Yetkisinin Sınırlandırılması (Davasız Yargılama Olmaz İlkesi): CMK m. 225/1 uyarınca, mahkeme ancak iddianamede belirtilen fiil ve fail hakkında hüküm kurabilir. İddianame, yargılamanın konusunu ve sınırlarını çizer. Mahkeme, bu sınırların dışına çıkarak, iddianamede yer almayan bir fiili veya faili yargılayamaz. Bu, mahkemenin keyfi olarak yargılama alanını genişletmesini önler ve öngörülebilirlik sağlar. 2) Sanığın Savunma Hakkının Güvence Altına Alınması: Sanık, ne ile suçlandığını tam olarak bilme hakkına sahiptir (Anayasa m. 36, AİHS m. 6/3-a). İddianame, bu hakkın kullanılabilmesi için temel belgedir. Sanık, iddianamede yazan somut fiillere ve delillere karşı savunmasını hazırlar. Eğer iddianame yeterince açık ve ayrıntılı değilse (CMK m. 170/4'e aykırı ise), sanık savunma hakkını etkin bir şekilde kullanamaz. Bu nedenle iddianamenin belirli ve anlaşılır olması, sanığın 'sürpriz' iddialarla karşılaşmasını engelleyerek adil yargılanma hakkını korur.