CMK m. 170/4, 'iddianamede, yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır' demektedir. Bu hükmün amacı nedir ve Cumhuriyet savcısının bu yükümlülüğü yerine getirmemesi, iddianamenin iadesi (CMK m. 174) için bir gerekçe oluşturur mu? Açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #44020

CMK m. 170/4'ün temel amacı, şüphelinin (kovuşturmada sanık sıfatını alacak kişinin) ne ile suçlandığını somut ve anlaşılır bir şekilde bilmesini sağlamak ve savunma hakkını etkin bir şekilde kullanabilmesine olanak tanımaktır. Bu hüküm, savcının soyut iddialar ve genel ifadelerle dava açmasını engeller. Savcı, topladığı her bir delilin (tanık beyanı, kamera kaydı, bilirkişi raporu vb.) hangi somut fiili ispatladığını iddianamede açıkça göstermelidir. Eğer savcı, fiil ile delil arasındaki bu bağı kurmazsa veya kuramazsa, bu durum CMK m. 174/1-a uyarınca 'suçun sübutuna etki edeceği mutlak sayılan mevcut bir delil toplanmadan' veya daha genel olarak CMK m. 170'e aykırı olarak dava açıldığı gerekçesiyle iddianamenin iadesi için bir sebep oluşturur. Zira fiil-delil bağlantısı kurulmamış bir iddianame, yeterli şüphenin somutlaştırılamadığını gösterir ve kovuşturma aşamasına geçilmesi için gerekli olan 'yeterli şüphe' standardını karşılamaz. Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin 2012/11601 E. sayılı kararı da bu ilişkilendirmenin zorunluluğunu ve yapılmamasının adil yargılanma hakkını ihlal edeceğini vurgulamaktadır.