İstinaf mahkemesi, bir ceza davasında duruşma açarak tanıkları yeniden dinlediğinde, bu tanıkların ilk derece mahkemesindeki beyanları ile istinaf duruşmasındaki beyanları arasında çelişki olursa, hangi beyana üstünlük tanımalıdır? Mahkemenin bu çelişkiyi gidermek için izlemesi gereken yol nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #44001

İstinaf mahkemesi, kural olarak, doğrudanlık (vasıtasızlık) ilkesi gereği, kendi huzurunda, duruşmada dinlediği tanığın beyanını esas almalıdır. Çünkü mahkeme, tanığın sadece ne söylediğini değil, nasıl söylediğini (beden dili, tereddütleri, samimiyeti vb.) de bizzat gözlemleme imkanına sahip olmuştur. Bu, delillerin serbestçe değerlendirilmesi (CMK m. 217) ilkesinin bir gereğidir. Ancak bu, ilk beyanların tamamen yok sayılacağı anlamına gelmez. Mahkemenin, ortaya çıkan bu çelişkiyi giderme yükümlülüğü vardır. İzlemesi gereken yol şudur: 1) Çelişkinin Yüze Vurulması: Hakim, tanığa ilk derece mahkemesinde verdiği önceki ifadesini okumalı ve iki beyan arasındaki çelişkiyi sorarak bunun nedenini açıklamasını istemelidir. 2) Diğer Delillerle Karşılaştırma: Mahkeme, tanığın her iki beyanını da dosyadaki diğer delillerle (kamera kayıtları, bilirkişi raporları, diğer tanık beyanları vb.) karşılaştırmalıdır. 3) Gerekçelendirme: Mahkeme, hükmünün gerekçesinde, hangi beyana neden üstünlük tanıdığını, çelişkiyi nasıl giderdiğini veya neden gideremediğini ve bu durumun vicdani kanaatini nasıl etkilediğini mantıklı ve denetime elverişli bir şekilde açıklamak zorundadır. Sadece son beyanı gerekçesiz olarak esas alması, eksik bir değerlendirme olur.