TBK m. 439'da düzenlenen işverenin tazminat isteme hakkı, 'işçinin korunması' ilkesiyle bir çelişki yaratır mı? Kanun koyucunun, işçinin sözleşmeyi ihlaline karşı işvereni koruyan bu tür bir düzenleme getirmesinin ardındaki dengeyi açıklayınız.
TBK m. 439, ilk bakışta 'işçinin korunması' ilkesine aykırı gibi görünse de, aslında bir çelişki yaratmaz; aksine, iş ilişkisindeki 'sözleşmeye bağlılık' (pacta sunt servanda) ilkesi ile işçinin korunması ilkesi arasında bir denge kurmayı amaçlar. İş hukuku, zayıf konumda olduğu varsayılan işçiyi korumayı hedefler. Ancak bu koruma, işçiye sözleşme yükümlülüklerini keyfi olarak ihlal etme hakkı tanımaz. İş sözleşmesi, her iki tarafa da hak ve borçlar yükleyen karşılıklı bir sözleşmedir. İşçinin, haklı bir neden olmaksızın işe başlamayarak veya işi aniden bırakarak sözleşmeyi ihlal etmesi, işvereni zarara uğratabilir (yeni işçi bulma maliyeti, işlerin aksaması, üretim kaybı vb.). Kanun koyucu, TBK m. 439 ile işverenin bu olası zararını, ispat külfetini hafifleterek ve makul bir miktarla (aylık ücretin dörtte biri) sınırlayarak gidermeyi amaçlamıştır. Tazminat miktarının sınırlı olması, işçinin de aşırı bir borç altına girmesini engeller. Dolayısıyla bu hüküm, bir yandan işverenin sözleşmeye güvenini korurken, diğer yandan işçinin sorumluluğunu orantılı bir seviyede tutarak iki ilke arasında bir denge kurar.