CMK m. 24/2'de hakimin reddini isteyebilecekler arasında 'Cumhuriyet savcısı' da sayılmıştır. Savcının, kendi açtığı bir davada, yargılamayı yapan hakimin reddini istemesi, 'objektiflik' ve 'tarafsızlık' yükümlülüğü (CMK m. 160/2) ile nasıl bağdaşır? Bu yetkinin kullanılmasının ardındaki mantığı açıklayınız.
Savcının hakimin reddini isteyebilmesi, ilk bakışta onun 'taraf' olduğu algısını güçlendirse de, aslında bu yetki onun 'objektiflik' yükümlülüğünün bir parçasıdır. CMK m. 160/2, savcıya sadece şüpheli aleyhine değil, 'maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için' lehe delilleri de toplama ve 'şüphelinin haklarını koruma' görevi yükler. Adil bir yargılamanın en temel koşulu, yargılamanın tarafsız bir hakim tarafından yapılmasıdır. Eğer savcı, yargılamayı yürüten hakimin, CMK m. 22-23'teki yasaklılık hallerinden birine tabi olduğunu veya tarafsızlığını ciddi şekilde şüpheye düşürecek bir durum içinde olduğunu (örneğin, sanıkla hasım olduğunu) fark ederse, adil yargılanma hakkının tehlikeye girdiğini görmüş olur. Bu durumda, sadece sanığın değil, kamunun da adil yargılanma hakkını korumakla yükümlü olan savcının, bu duruma müdahale ederek hakimin reddini istemesi, onun objektiflik görevinin bir gereğidir. Bu yetki, savcının kişisel bir taraf gibi değil, adaletin tecellisini sağlamakla görevli bir kamu görevlisi gibi hareket etmesinin bir sonucudur.