Vekalet görevinin kötüye kullanılması nedeniyle açılan bir tapu iptal ve tescil davasında, davalı olan üçüncü kişi alıcının kötüniyetli olduğunu ispat yükü kime aittir? 'İyiniyetin varlığı asıldır' ilkesi bu durumda nasıl bir rol oynar?
İspat yükü, davalı üçüncü kişinin kötüniyetli olduğunu iddia eden davacıya, yani asıl mülk sahibine aittir. Bu durum, Medeni Hukukun temel ilkelerinden biri olan 'Kanunun iyiniyete hukuki bir sonuç bağladığı durumlarda, asıl olan iyiniyetin varlığıdır' (TMK m. 3) kuralından kaynaklanır. Hukuk sistemi, tapu siciline güvenerek işlem yapan kişilerin iyiniyetli olduğunu bir karine olarak kabul eder. Bu karine, adi bir karinedir, yani aksi ispatlanabilir. Davacı, alıcının kötüniyetli olduğunu, yani vekilin görevini kötüye kullandığını 'bildiğini veya bilmesi gerektiğini' somut delillerle ispatlamak zorundadır. Örneğin, alıcının taşınmazı değerinin çok altında aldığını, vekil ile çıkar birliği içinde olduğunu veya işlemin muvazaalı olduğunu kanıtlamalıdır. Davacı bu ispatı yapamadığı sürece, alıcının iyiniyetli olduğu varsayılır ve davanın reddedilmesi gerekir. (Bkz: Yargıtay 2. HD - 2015/363 K.)