Bir sanık hakkında, lehe kanun uygulaması için yapılan 'uyarlama yargılaması' sonucunda verilen karara karşı, hem sanık müdafii hem de katılan vekili temyiz başvurusunda bulunursa, bu durumda 'aleyhe değiştirmeme yasağı' (reformatio in peius) nasıl uygulanır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #43978

Ceza Genel Kurulu'nun 2018/533 sayılı kararında da belirtildiği gibi, uyarlama yargılamasında 'aleyhe değiştirmeme yasağı' kural olarak uygulanmaz. Ancak sorudaki senaryo, bu genel kuralın nasıl işlediğini gösteren karmaşık bir durumu ortaya koyar. Temyiz başvurusunun kim tarafından yapıldığı önemlidir. 1) Sadece Sanık veya Lehine Temyiz Varsa: Eğer temyiz sadece sanık veya müdafii tarafından (veya lehine savcı tarafından) yapılmış olsaydı, Yargıtay'ın bozması üzerine verilecek yeni ceza, uyarlama kararındaki cezadan daha ağır olamazdı. Bu, CMUK m. 326'nın klasik uygulanışıdır. 2) Katılan Tarafından (Aleyhe) Temyiz Varsa: Eğer temyiz, katılan vekili tarafından 'ceza az' denilerek, yani sanık aleyhine bir taleple yapılmışsa, aleyhe değiştirmeme yasağı işlemez. Yargıtay, dosyayı incelerken uyarlama kararının hatalı olduğunu ve aslında önceki kanunun daha lehe olduğunu tespit ederse, kararı sanık aleyhine bozabilir. 3) Her İki Tarafça da Temyiz Edilirse: Bu durumda, artık 'hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine temyiz edilmişse' koşulu ortadan kalkmıştır. Davanın her iki yönü de (lehe ve aleyhe) temyiz denetimine açılmıştır. Bu durumda Yargıtay, dosyayı serbestçe inceler ve hukuka en uygun olan kararı verir. Bu inceleme sonucunda, uyarlama kararının sanık aleyhine bozulması ve sanığın daha ağır bir cezaya çarptırılması mümkündür. Dolayısıyla, katılanın aleyhe temyizi, sanığın aleyhe değiştirmeme yasağı güvencesini ortadan kaldırır.