TCK m. 146 kullanma hırsızlığı suçunda ceza indirimi için 'şikayet' aranırken, aynı kanunun 167. maddesinde belirli akrabalık ilişkilerinde hırsızlık suçunun 'cezalandırılmaması' için de 'şikayet' aranmamaktadır. Bu iki kurum arasındaki farkı ve kanun koyucunun bu farklı düzenlemelerdeki amacını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #43973

İki kurum da aile içi ilişkileri ve mağdurun iradesini gözetse de, hukuki nitelikleri ve sonuçları tamamen farklıdır. 1) Kullanma Hırsızlığı (TCK m. 146): Bu bir 'cezada indirim nedenidir'. Suç vardır, fail suçludur, ancak mağdurun şikayeti üzerine cezasında indirim yapılır. Şikayet, cezayı ortadan kaldırmaz, sadece miktarını azaltır. Kanun koyucunun buradaki amacı, failin kastının daha az yoğun olduğu (sahiplenme değil, kullanma) ve malın iade edildiği durumlarda, toplumsal barışı sağlamak adına mağdurun iradesine bir miktar rol vermektir. 2) Şahsi Cezasızlık Sebebi (TCK m. 167): Bu, bir 'şahsi cezasızlık' veya 'cezayı kaldıran şahsi sebep'tir. Belirli akrabalık ilişkileri (örn. aynı konutta yaşayan kardeşler, üstsoy-altsoy) arasında işlenen hırsızlık suçunda, suçun tüm unsurları oluşmuş olmasına rağmen, faile ceza verilmez. Burada 'şikayet' bir koşul değildir. Kanun, aile içi mahremiyeti korumak ve devletin ceza hukuku aracılığıyla aile içi ilişkilere müdahalesini sınırlamak amacıyla, bu fiillerin hukuki bir ihtilaf olarak kalmasını, ceza davasına konu olmamasını tercih etmiştir. Özetle, TCK m. 146'da şikayet, 'var olan bir cezayı azaltan' bir koşulken; TCK m. 167, akrabalık ilişkisinin varlığı halinde 'ceza verilmesini tamamen engelleyen' bir durumdur ve şikayete bağlı değildir.