Bir iddianamenin, CMK m. 170/3-d maddesi uyarınca 'mağdurun veya suçtan zarar görenin kimliği'ni açıkça belirtmemesi, Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin 2014/14838 sayılı kararına göre nasıl bir sonuç doğurur? Bu eksikliğin, özellikle birden fazla mağdurun olabileceği suçlarda (örn. fuhuş) önemi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #43970

Bu eksiklik, Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin 2014/14838 sayılı kararına göre, o suça ilişkin usulüne uygun bir dava açılmadığı anlamına gelir ve bu eksiklikle kurulan hükmün bozulması sonucunu doğurur. İddianamede mağdurun kimliğinin belirtilmesi, sadece şekli bir unsur değil, suçun kime karşı işlendiğini ve dolayısıyla yargılamanın konusunu belirleyen temel bir unsurdur. Özellikle fuhuş gibi, her bir mağdura yönelik eylemin ayrı bir suç oluşturabileceği durumlarda bu önem daha da artar. Kararda, fuhuş suçuyla ilgili olarak 'iddianamede mağdurelerin kimlikleri yer almadığı gibi, sanıkların her bir suç için suça ilişkin mağdure belirtilerek maddi fiillerinin açıkça kişi yer ve zaman gösterilerek açıklanması gerekirken' bu yapılmadığı için, sanıklar hakkında fuhuş suçundan dava açıldığının kabul edilemeyeceği belirtilmiştir. Mağdurun belli olmaması, sanığın kime karşı, ne zaman, hangi fiili işlediğini bilmesini ve buna karşı savunma yapmasını imkansız hale getirir. Bu, 'belirlilik' ilkesini ve savunma hakkını temelden ihlal eder.