Bir iddianame, sanığın eylemini 'müsnet suçu işlediği' şeklinde soyut bir ifadeyle bitiriyorsa, ancak iddianamenin başlığında suç adı ve sevk maddesi açıkça yazıyorsa, bu durum 'iddianamenin belirliliği' ilkesini karşılar mı? YCGK'nın 2022/208 K. sayılı kararındaki çoğunluk görüşünün, 'davasız yargılama olmaz' ilkesinin şekli değil, maddi bir yorumunu benimsediğini söyleyebilir miyiz?
Hayır, YCGK'nın 2022/208 sayılı kararındaki çoğunluk görüşüne göre bu durum 'iddianamenin belirliliği' ilkesini karşılamaz. Çoğunluk görüşü, evet, 'davasız yargılama olmaz' ilkesinin şekli değil, maddi bir yorumunu benimsemiştir. Şekli yorum, iddianamenin başlığında suç adının ve sevk maddesinin yazılmasını yeterli görebilirdi. Ancak maddi yorum, sanığın savunma hakkının özüyle ilgilenir. Sanığın, kendisine isnat edilen 'fiilin' ne olduğunu somut olarak anlaması gerekir. Sadece suçun adını bilmek yeterli değildir. Örneğin, 'cinsel istismar' suçlamasında, bu istismarın hangi somut eylemle (dokunma, söz, teşhir vb.) gerçekleştiğinin iddianamede anlatılması gerekir. Anlatılmazsa, sanık hangi eyleme karşı savunma yapacağını bilemez. YCGK, olay anlatımının olmadığı bir iddianamenin, sanığı savunma hakkını kullanamayacak bir belirsizlik içinde bıraktığını ve bu nedenle kovuşturmanın maddi temelini oluşturamayacağını kabul etmiştir. 'Müsnet suçu işlediği' ifadesi, bu maddi temeli kurmaya yetmeyen, içi boş bir formüldür. Dolayısıyla Kurul, davanın sadece başlıkla değil, içeriğiyle, yani anlatılan somut fiille açılacağını vurgulayarak ilkenin maddi boyutuna önem vermiştir.