Vergi kaçakçılığı suçlarında, VUK m. 359/b'de yer alan '...belgelerin asıl veya suretlerini... sahte olarak düzenleyenler veya bu belgeleri kullananlar...' ifadesinde geçen 'suret' kelimesinin, TCK'daki belgede sahtecilik suçları açısından belge niteliği taşımayan 'fotokopi'yi de kapsayıp kapsamadığını, Ceza Genel Kurulu'nun 2024/279 sayılı kararındaki 'korunan hukuki değer' analizi çerçevesinde tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #43961

Evet, kapsar. TCK'da düzenlenen genel belgede sahtecilik suçlarında (TCK m. 204 vd.), belgenin hukuki bir sonuç doğurmaya elverişli olması ve aldatma kabiliyetine sahip olması aranır. Bu nedenle, üzerinde ıslak imza veya onay bulunmayan basit bir fotokopinin, genellikle 'belge' niteliği taşımadığı ve suçun maddi konusunu oluşturmadığı kabul edilir. Ancak, Ceza Genel Kurulu'nun 2024/279 sayılı kararında da vurgulandığı gibi, VUK m. 359'daki suçta korunan hukuki değer, belgeye duyulan güvenden ziyade, 'devletin vergi gelirlerini korumak ve vergi kaybını önlemektir'. Kanun metninde açıkça 'asıl veya suretlerini' diyerek, kanun koyucu bu suç tipi için asıl ile suret arasında bir fark gözetmediğini belirtmiştir. Vergi hukukunda bir belgenin (faturanın) fotokopisi dahi, muhasebe kayıtlarına dayanak teşkil edebilir ve vergi beyannamesine eklenerek vergi matrahını etkileyebilir. VUK m. 3/B'deki 'her türlü delille ispat' ilkesi de dikkate alındığında, bu suçta belgenin şekli özelliklerinden çok, içeriğinin sahte olması ve vergi sistemini aldatma potansiyeli taşıması önemlidir. Dolayısıyla, genel sahtecilik suçlarından farklı olarak, vergi kaçakçılığı suçunda 'suret' kelimesi geniş yorumlanmalı ve vergi beyannamesine dayanak yapılan bir fotokopi belge dahi suçun maddi konusunu oluşturabilmelidir.