5237 sayılı TCK'da kullanma hırsızlığı (TCK m. 146) 'hırsızlık' suçunun bir indirim hali olarak düzenlenmişken, 765 sayılı TCK'da m. 494/1'de 'özel ulaşım aracı' hakkında işlenmesi halinde daha az cezayı gerektiren bağımsız bir suç tipi gibi düzenlenmişti. Bu hukuki nitelendirme farkının, lehe kanun uygulaması açısından ne gibi sonuçları olabilir?
Bu hukuki nitelendirme farkı, özellikle suçun işlendiği tarihe göre lehe kanun (TCK m. 7) uygulamasında önemli sonuçlar doğurabilir. - 765 sayılı TCK Döneminde İşlenen Suç: Eğer bir özel ulaşım aracına ilişkin kullanma hırsızlığı 765 s. TCK zamanında işlenmişse, bu eylem daha az cezayı öngören m. 494/1 kapsamında bağımsız bir suç tipidir. 5237 s. TCK ise bu eylemi nitelikli hırsızlık (örn. TCK m. 142) + TCK m. 146 indirimi olarak değerlendirebilir. Uyarlama yargılamasında, 765 s. TCK'daki m. 494/1'in öngördüğü ceza ile, 5237 s. TCK'daki nitelikli halden yapılacak indirim sonrası bulunacak ceza somut olarak karşılaştırılmalı ve hangisi sanık lehine ise o uygulanmalıdır. - Suçun Konusu: 765 s. TCK döneminde araba dışında bir malın (örn. bilgisayar) kullanma hırsızlığına konu olması halinde, bu eylem için özel bir düzenleme yoktu ve basit hırsızlıktan ceza verilirdi. Aynı eylem 5237 s. TCK'ya göre ise TCK m. 146 indiriminden yararlanabilir. Bu durumda, yeni kanunun açıkça sanık lehine olduğu söylenebilir. - Suç İşleme Aracı Olma: 765 s. TCK döneminde, çalınan araçla başka bir suç işlenmesi, kullanma hırsızlığının oluşmasına engel değildi. Aynı eylem 5237 s. TCK'ya göre ise TCK m. 146 indiriminin uygulanmasını engeller. Bu durumda ise eski kanun sanık lehine olabilir. Özetle, her somut olayın kendi özelliklerine göre iki kanunun tüm hükümleri (ceza miktarı, indirimler, erteleme koşulları vb.) bir bütün olarak uygulanıp karşılaştırılarak lehe kanun tespiti yapılmalıdır.