Bir taşınmazın satışına ilişkin vekaletname veren malik, daha sonra vekilin bu taşınmazı, vekalet verenin borçlu olduğu bir kişiye, borca mahsuben ve düşük bir bedelle devrettiğini öğreniyor. Bu durumda vekalet verenin, alıcı üçüncü kişiye karşı açacağı tapu iptal ve tescil davasında, alıcının 'kötüniyetli' olduğunu ispatlamak için hangi olgulara dayanması gerekir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #43958

Vekalet verenin, alıcı üçüncü kişinin kötüniyetli olduğunu ispatlamak için dayanabileceği olgular şunlardır: 1) Bedeller Arasındaki Fark: Taşınmazın gerçek piyasa değeri ile satış bedeli arasında fahiş bir farkın bulunması, alıcının işlemin normal bir satış olmadığını bildiği veya bilmesi gerektiği yönünde en güçlü karinedir. 2) Alıcı ile Vekalet Veren Arasındaki İlişki: Alıcının, vekalet verenin borçlusu olması, bu devrin normal bir satış değil, borcun tasfiyesine yönelik bir işlem olduğunu bildiğini gösterir. Bu durum, alıcının vekil ile vekalet veren arasındaki iç ilişkiye vakıf olduğuna işaret eder. 3) Vekil ile Alıcı Arasındaki İşbirliği: Vekil ile alıcı arasında, vekalet vereni zarara uğratmaya yönelik bir çıkar birliği veya anlaşma olduğunun (örneğin, satış bedelinin bir kısmının vekile geri ödenmesi gibi) tanık veya başka delillerle ispatlanması. 4) Hayatın Olağan Akışı: Alıcının, makul bir alıcı gibi davranıp davranmadığı, taşınmazın durumunu araştırıp araştırmadığı, ödemeyi ne şekilde yaptığı (banka kanalıyla mı, elden mi) gibi hususlar, onun iyiniyetli olup olmadığını değerlendirmede önemli kriterlerdir. Bu olguların varlığı, alıcının TMK m. 3 anlamında iyiniyetli olmadığını ve dolayısıyla TMK m. 1023 korumasından yararlanamayacağını ispatlamaya hizmet eder.