Ceza Genel Kurulu'nun 2018/270 sayılı kararında, Cumhuriyet savcısı olan eşin düzenlediği iddianameye hakim olan diğer eşin bakmasının tek başına tarafsızlığı ihlal etmeyeceği belirtilmiştir. Bu karardaki 'objektif tarafsızlık' ve 'subjektif tarafsızlık' kavramları bu olayda nasıl bir ayrıma tabi tutulmuştur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #43956

AİHM içtihatlarından ceza hukukumuza geçen bu ayrım, tarafsızlığın iki farklı boyutunu inceler. CGK kararındaki olay bu ayrıma göre şu şekilde değerlendirilebilir: 1) Subjektif Tarafsızlık: Bu, hakimin 'kişisel kanaati' ve 'iç dünyası' ile ilgilidir. Hakimin, davaya ilişkin kişisel bir önyargısının veya taraf tutan bir düşüncesinin olup olmadığına bakar. Somut olayda, hakimin, sırf eşi savcı olduğu için davada kişisel olarak taraflı davrandığına dair bir delil veya emare yoktur. Subjektif tarafsızlığın var olduğu varsayılır, aksinin somut delillerle ispatı gerekir. 2) Objektif Tarafsızlık: Bu ise, hakimin kişisel tutumundan bağımsız olarak, dışarıdan bakan makul bir gözlemcide, hakimin tarafsızlığına ilişkin 'meşru bir şüphe' uyandıracak olguların var olup olmadığına bakar. CGK, savcının eşi olma durumunun, tek başına böyle bir meşru şüphe yaratmak için yeterli olmadığına karar vermiştir. Kararın gerekçesinde, savcının CMK'daki objektif rolü, hakimin reddi gibi diğer yasal güvencelerin varlığı ve kıyas yasağı gibi unsurlar, bu durumun objektif tarafsızlığı zedeleyen bir görünüm arz etmediği sonucuna ulaşılmasında etkili olmuştur. Kısacası Kurul, durumun subjektif bir taraflılık içermediğini ve tek başına objektif tarafsızlığı zedeleyecek ağırlıkta bir olgu olmadığını kabul etmiştir.