Bir sanık hakkında, 'sahte fatura kullanma' suçundan açılan davada, yargılama sırasında sanığın bu faturaları kendisinin düzenlediği de anlaşılırsa, mahkemenin bu durumu 'temel cezanın belirlenmesinde' (TCK m. 61) aleyhe bir unsur olarak dikkate alması, 'davasız yargılama olmaz' ilkesiyle çelişir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #43954

Hayır, çelişmez. 'Davasız yargılama olmaz' (CMK m. 225) ilkesi, mahkemenin iddianamede yer almayan bir 'fiilden' dolayı hüküm kurmasını yasaklar. Mahkeme, sanığı 'sahte fatura düzenleme' suçundan ayrıca cezalandıramaz. Ancak, 'temel cezanın belirlenmesi' (TCK m. 61) farklı bir konudur. Bu madde, hakime, kanunda belirtilen alt ve üst sınırlar arasında temel cezayı belirlerken, 'suçun işleniş biçimi', 'failin kastının yoğunluğu' gibi unsurları dikkate alma yetkisi verir. Sanığın, sadece başkasından aldığı sahte faturayı kullanan bir kişiye göre, hem sahte faturayı üreten (düzenleyen) hem de kullanan kişi olması, onun kastının daha yoğun, eyleminin daha planlı ve vergi sistemine yönelik tehlikesinin daha büyük olduğunu gösterir. Mahkeme, bu durumu, yani sanığın fiili işlerken gösterdiği bu ek 'suç işleme kararlılığını', 'kullanma' suçundan ceza verirken alt sınırdan uzaklaşmak için bir gerekçe olarak kullanabilir. Bu, yeni bir suçtan ceza vermek değil, mevcut suçun cezasını bireyselleştirmektir ve CMK m. 225'e aykırı değildir.