Anayasa Mahkemesi'nin Ruken Gündüz kararında, başvurucunun iddialarının 'kanun yolu şikayeti' niteliğinde olmadığı, 'gerekçeli karar hakkı ihlali' olduğu sonucuna varılmıştır. Bir iddianın 'kanun yolu şikayeti' olmaktan çıkıp 'temel hak ihlali' düzeyine ulaşması için hangi nitelikleri taşıması gerekir?
Bir iddianın 'kanun yolu şikayeti'nden (yani, delillerin yanlış değerlendirildiği veya hukukun yanlış yorumlandığı iddiasından) çıkıp 'temel hak ihlali' düzeyine (gerekçeli karar hakkı ihlali) ulaşması için, derece mahkemesi kararındaki hatanın, bariz bir keyfilik içermesi veya adil yargılanma hakkının özünü zedeleyecek nitelikte olması gerekir. Ruken Gündüz kararındaki ayrım bu noktadadır. Eğer mahkeme, sanığın bir savunmasını ele alıp, 'bu savunma şunlar şunlar nedeniyle inandırıcı bulunmamıştır' şeklinde bir gerekçe sunsa, bu gerekçenin isabetli olup olmadığı bir 'kanun yolu şikayeti' konusudur. Anayasa Mahkemesi bu değerlendirmenin yerine geçmez. Ancak mahkeme, sanığın davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki en temel savunmasını (örneğin, 'uzman raporu bombanın uzaktan patlatılmadığını söylüyor' iddiasını) gerekçesinde hiç ele almaz, yok sayar veya tamamen ilgisiz bir cevap verirse, bu artık bir yorum hatası değil, 'ilgili ve yeterli gerekçe sunma yükümlülüğünün' bariz bir ihlalidir. Yani sorun, gerekçenin kalitesi değil, 'gerekçenin yokluğu'dur. İşte bu nokta, iddiayı kanun yolu şikayeti olmaktan çıkarıp temel hak ihlali düzeyine taşır.