TBK m. 439 kapsamında işverenin tazminat talep edebilmesi için, işçinin 'iradesinin kesin olması' şartı aranmaktadır. İşverenin baskısı veya aldatması sonucu istifa dilekçesi veren bir işçinin bu beyanı, 'kesin irade' olarak kabul edilebilir mi? Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımı nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #43945

Hayır, kabul edilemez. Yargıtay'ın istikrar kazanmış içtihatlarında da belirtildiği gibi, iradesi fesada uğratılarak (hata, hile, ikrah/korkutma) istifa dilekçesi imzalatılan işçinin bu beyanı, geçerli ve 'kesin bir irade' açıklaması olarak kabul edilmez. Sağlanan metinde de yer aldığı üzere, 'İşverenin tazminatların derhal ödeneceği sözünü vermek ve benzeri baskılarla işçiden yazılı istifa dilekçesini vermesini talep etmesi ve işçinin buna uyması halinde gerçek bir istifa iradesinden söz edilemez.' Bu durumda, görünüşte bir istifa olsa da, bu eylemin hukuki niteliği 'işveren tarafından yapılan haksız bir fesih' olarak değerlendirilir. Dolayısıyla, işçinin TBK m. 439 uyarınca tazminat ödemesi söz konusu olmadığı gibi, tam tersine işçi, kıdem ve ihbar tazminatı gibi haklarını işverenden talep edebilir. Mahkeme, işçinin iradesinin fesada uğratılıp uğratılmadığını tanık beyanları ve somut olayın diğer özelliklerini dikkate alarak araştırmalıdır.