TCK m. 146'nın uygulanmasında, malın kullanıldığı 'sürenin kısalığı' ile 'iade etme kastı' arasında nasıl bir ilişki vardır? Malın çok kısa bir süre sonra iade edilmesi, iade kastının varlığına kesin bir karine teşkil eder mi?
'Sürenin kısalığı' ile 'iade etme kastı' arasında güçlü bir ilişki olmakla birlikte, bu ilişki mutlak değildir. Malın kullanıldıktan çok kısa bir süre sonra iade edilmesi, failin en başından beri iade etme kastıyla hareket ettiğine dair önemli bir karinedir. Ancak bu, çürütülebilir bir karinedir. Diğer deliller, bu karinenin aksini gösteriyorsa, süre kısa olsa bile kullanma hırsızlığı oluşmaz. Örneğin, fail aracı çaldıktan 10 dakika sonra, hiç beklemediği bir polis kontrolüne yakalanacağını anlayıp aracı panikle terk ederse, süre çok kısa olmasına rağmen, eylemin nedeni 'iade kastı' değil, 'yakalanma korkusu'dur. Ceza Genel Kurulu'nun 2016/235 sayılı kararında da belirtildiği gibi, 'Taşınır mal alınırken iade etmek maksadı yoksa kısa sürede iade edilmiş olsa dahi kullanma hırsızlığı suçu oluşmaz'. Dolayısıyla mahkeme, sürenin kısalığı ile birlikte, iadenin gönüllü olup olmadığını, failin diğer davranışlarını (mala zarar verip vermediği, kimliğini gizlemeye çalışıp çalışmadığı vb.) bir bütün olarak değerlendirerek failin gerçek kastını tespit etmelidir.