İstinaf mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak 'beraat' kararı verdiğinde, bu beraat kararının gerekçesi CMK m. 223/2'deki hangi bende dayandığı (örneğin, 'suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması' mı, yoksa 'suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması' mı) sanık açısından neden önemlidir?
Beraat kararının hangi bende dayandığı, sanığın lekelenmeme hakkı, manevi tatmini ve olası bir tazminat davasındaki durumu açısından büyük önem taşır. - CMK m. 223/2-b ('Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması'): Bu, en güçlü beraat türüdür. Sanığın suçu işlemediğinin kesin olarak kanıtlandığı anlamına gelir. Bu gerekçe, sanığı tamamen aklar ve üzerinde hiçbir şüphe bırakmaz. - CMK m. 223/2-e ('Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması'): Bu, delil yetersizliğinden verilen beraattır. 'Şüpheden sanık yararlanır' ilkesinin bir sonucudur. Sanığın suçu işlediğine dair yeterli ve inandırıcı delil bulunamadığı anlamına gelir, ancak suçsuzluğunun kanıtlandığı anlamına gelmez. Bu durum, sanık üzerinde manevi bir şüphe gölgesi bırakabilir. Gaziantep BAM'nin 2016/2 sayılı kararında, sanığın uyuşturucu ticareti yaptığına dair 'kuşku sınırlarını aşacak derecede yeterli delil bulunmadığı' gerekçesiyle beraat kararı verilmesi, beraatin (e) bendine dayandığını göstermektedir. İstanbul BAM 2. Ceza Dairesi'nin 2017/2029 sayılı kararında ise, ilk derece mahkemesinin (e) bendine dayalı beraat kararı, 'suçları işlemedikleri sabit olduğundan' şeklindeki (b) bendine dayalı bir gerekçeyle düzeltilmiştir. Bu düzeltme, sanıklar lehine çok daha güçlü bir aklanma sonucu doğurmuştur.