Ceza Genel Kurulu'nun 2022/460 sayılı kararında, yaşı küçük mağdurun kanuni temsilcisi ile baro tarafından atanan vekilinin iradeleri çeliştiğinde kanuni temsilcinin iradesine üstünlük tanınacağı belirtilmiştir. Bu durum, kanuni temsilcinin açıkça çocuğun aleyhine hareket ettiği (temsil görevini kötüye kullandığı) durumlarda da geçerli midir? Kararda bu duruma ilişkin bir çözüm önerilmiş midir?
Ceza Genel Kurulu kararının ana kuralı kanuni temsilcinin iradesinin üstünlüğü olmakla birlikte, bu kural mutlak değildir. Kararda, kanuni temsilcinin temsil görevini açıkça kötüye kullandığı durumlar için bir çözüm yolu da önerilmiştir. Kararda, 'çocuğun kanuni temsilcisinin açık biçimde temsil görevini kötüye kullanarak çocuğun mağdur olduğu bir suçtan açılan kamu davasına katılmaması hâlinde Çocuk Koruma Kanunu ve Medeni Kanun hükümleri uyarınca gerekli koruyucu tedbirlerin alınmasının mümkün olduğu' belirtilmiştir. Bu, mahkemenin, kanuni temsilcinin çocuğun menfaatine aykırı davrandığını tespit etmesi halinde, durumu ilgili makamlara (Aile ve Sosyal Hizmetler Müdürlüğü, Sulh Hukuk Mahkemesi) bildirerek, çocuğa bir vasi veya kayyım atanmasını veya danışmanlık tedbiri gibi koruyucu ve destekleyici tedbirlerin alınmasını sağlayabileceği anlamına gelir. Bu tedbirler alındıktan sonra, çocuğun davaya katılıp katılmayacağı konusundaki irade, menfaati çocukla çatışmayan yeni temsilciye (vasi/kayyım) sorulur. Böylece, kanuni temsilcinin kötü niyeti, çocuğun hak arama özgürlüğünü engellememiş olur.