Vekalet görevinin kötüye kullanılmasına dayalı tapu iptal ve tescil davasında, vekilin taşınmazı kendi eşine veya çok yakın bir akrabasına, piyasa değerinin biraz altında bir bedelle satması durumunda, alıcı olan eşin veya akrabanın 'iyiniyetli' olduğu kabul edilebilir mi? TMK m. 2'de düzenlenen 'dürüstlük kuralı' bu durumun değerlendirilmesinde nasıl bir rol oynar?
Bu durumda, alıcı olan eşin veya yakın akrabanın iyiniyetli olduğunun kabul edilmesi hayatın olağan akışına ve dürüstlük kuralına aykırı olur. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, bu tür bir işlemde üçüncü kişi (alıcı) ile vekil arasında bir 'çıkar ve işbirliği' olduğu veya en azından üçüncü kişinin, vekilin görevini kötüye kullandığını 'bilmesi gerektiği' karine olarak kabul edilir. TMK m. 2'deki dürüstlük kuralı, bir hakkın kullanılmasının açıkça adaletsizlik yarattığı ve kötüye kullanıldığı durumlarda hukuki korumadan yararlanamayacağını belirtir. Alıcı olan eşin veya yakının, vekil olan eşiyle/akrabasıyla olan ilişkisi nedeniyle, işlemin vekalet verenin zararına olduğunu bilebilecek durumda olduğu varsayılır. Özellikle bedel de piyasa değerinin altındaysa, bu durum kötüniyet karinesini daha da güçlendirir. Bu nedenle, alıcı TMK m. 1023'ün korumasından yararlanamaz ve aleyhine açılan tapu iptal ve tescil davasının kabul edilmesi gerekir.