Ceza Genel Kurulu'nun 2018/270 sayılı kararında atıf yapılan 'Budapeşte İlkeleri' ve 'Bangalor Yargı Etiği İlkeleri'nin ceza muhakemesinde hakimin tarafsızlığının sağlanmasındaki rolü nedir? Bu ilkelerin, CMK'daki yasal düzenlemeleri tamamlayıcı niteliğini açıklayınız.
Budapeşte İlkeleri (Savcılar için) ve Bangalor Yargı Etiği İlkeleri (Hakimler için), yargı mensuplarının uyması gereken evrensel etik standartları belirleyen, uluslararası düzeyde kabul görmüş 'yumuşak hukuk' (soft law) belgeleridir. Hukuken doğrudan bağlayıcı olmasalar da, Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi tarafından ulusal mevzuatın yorumlanmasında birer kılavuz olarak kullanılırlar. Rolleri şudur: CMK'daki hakim ve savcının tarafsızlığına ilişkin düzenlemeler (CMK m. 22-24, 160 vb.), yasal çerçeveyi çizer. Budapeşte ve Bangalor İlkeleri ise bu yasal çerçevenin ruhunu ve amacını doldurur. Tarafsızlığın sadece yasal yasaklara uymak olmadığını, aynı zamanda tarafsız 'görünmenin' de (objektif tarafsızlık) önemli olduğunu vurgularlar. Hakimin veya savcının, taraflarda önyargılı davrandığına dair meşru bir şüphe uyandıracak her türlü davranıştan kaçınması gerektiğini belirtirler. Ceza Genel Kurulu'nun 2018/270 sayılı kararında bu ilkelere atıf yapılması, savcı-hakim eşliği durumunun değerlendirilirken sadece CMK'daki dar kalıplara değil, aynı zamanda tarafsızlık ilkesinin evrensel etik boyutuna da bakıldığını, ancak somut olayda bu etik ilkeleri ihlal edecek objektif bir durumun olmadığına kanaat getirildiğini gösterir.