Bir inançlı işlem iddiasına dayalı tapu iptal ve tescil davasında ispat yükü kime aittir ve bu iddianın temel ispat aracı nedir? 05.02.1947 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, banka dekontları gibi belgeler 'yazılı delil başlangıcı' olarak kabul edilebilir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #43908

İnançlı işlem iddiasına dayalı tapu iptal ve tescil davalarında ispat yükü, bu iddiayı ileri süren tarafa, yani taşınmazı inançla devrettiğini savunan davacıya aittir. 05.02.1947 tarih ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'na göre, bu iddianın temel ispat aracı, 'şekle bağlı olmayan yazılı bir delil'dir. Bu yazılı delil, genellikle taraflar arasında imzalanan ve devrin gerçek amacını açıklayan bir 'inanç sözleşmesi'dir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2019/3078 sayılı kararında da belirtildiği gibi, eğer davacının elinde böyle kesin bir yazılı belge yoksa, taraflar arasındaki mektup, yazışma veya inançlı işlemle ilgili olduğunu gösteren 'banka dekontları' gibi belgeler, HMK m. 202 anlamında bir 'yazılı delil başlangıcı' olarak kabul edilebilir. Yazılı delil başlangıcının varlığı halinde, iddia artık her türlü delille (özellikle tanıkla) ispatlanabilir hale gelir. Dolayısıyla, banka dekontları tek başına inançlı işlemi ispatlamasa da, iddianın tanıkla ispatlanmasına olanak tanıyan bir kapı aralayabilir.