CMK m. 174'e göre iddianamenin iadesi sebeplerinden biri, 'suçun sübutuna etki edeceği mutlak sayılan mevcut bir delil toplanmadan' dava açılmasıdır. Bu hükmü, soruşturma evresinde savcının 'filtre görevi' ve 'lekelenmeme hakkı' bağlamında yorumlayınız. Yargıtay 13. Ceza Dairesi'nin 2012/2008 sayılı kararındaki yaklaşım nedir?
CMK m. 174/1-b'deki bu iade sebebi, savcının soruşturma evresindeki temel yükümlülükleriyle doğrudan ilişkilidir. Yargıtay 13. Ceza Dairesi'nin 2012/2008 sayılı kararında da belirtildiği gibi, 'Yeni Türk Ceza Adalet Sisteminde benimsenen, Kişilerin Lekelenmeme Hakkı ile Eksiksiz soruşturma ve Tek Celsede Duruşma prensipleri uyarınca', savcıların bir 'filtre görevi' yapması gerekir. Bu görev, lehe ve aleyhe tüm delilleri toplayıp, sadece mahkumiyetle sonuçlanacağını değerlendirdiği dosyaları davaya dönüştürmesidir. 'Suçun sübutuna etki edeceği mutlak sayılan mevcut bir delil'in toplanmaması, bu filtre görevinin yerine getirilmediğini gösterir. Örneğin, bir olayda kamera kaydının varlığı bilinmesine rağmen bu kayıt getirtilmeden dava açılması bu kapsamdadır. Bu tür bir delilin toplanması, belki de şüphelinin lehine olacak ve kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesini sağlayacaktır. Bu delil toplanmadan dava açılması, şüphelinin haksız yere 'sanık' sıfatıyla yargılanmasına ve 'lekelenmeme hakkının' ihlal edilmesine yol açar. Mahkeme, bu eksikliği kovuşturmada ben gideririm dememeli, iddianameyi iade ederek soruşturmanın eksiksiz tamamlanmasını sağlamalıdır.