Sahte fatura düzenleme (VUK m. 359/b) ve kullanma eylemlerinin, Yargıtay tarafından 'birbirinden ayrı ve bağımsız suçlar' olarak kabul edilmesinin, iddianamenin hazırlanması ve yargılama süreci açısından sonuçları nelerdir? Bir sanık hakkında 'sahte fatura kullanma' suçundan dava açılmışken, mahkeme yargılama sırasında sanığın aynı zamanda faturaları düzenlediğini tespit ederse nasıl bir yol izlemelidir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #43872

Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre (örn. Yargıtay 11. CD, 2017/6252 K.), sahte fatura düzenlemek ve kullanmak birbirinden ayrı ve bağımsız suçlardır ve biri diğerine dönüşmez. Bu kabulün önemli usuli sonuçları vardır: 1) Ayrı Dava Şartı: Her bir suç için ayrı bir mütalaa alınması ve ayrı bir dava açılması gerekir. 2) İddianameye Bağlılık: Mahkeme, CMK m. 225 gereği iddianameyle bağlıdır. 'Kullanma' suçundan açılan bir davada, sanığın aynı zamanda 'düzenleme' eylemini de gerçekleştirdiğini tespit etse bile, bu fiilden dolayı aynı davada mahkumiyet kararı veremez. Bu, 'davasız yargılama olmaz' ilkesinin ihlali olur. Bu durumda mahkemenin izlemesi gereken yol, sanığın 'düzenleme' fiiliyle ilgili olarak Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunmaktır. Savcılık, gerekli mütalaayı alarak bu fiilden dolayı ayrı bir iddianame düzenlerse, mahkeme bu yeni davayı mevcut davayla birleştirerek yargılamaya devam edebilir. Aksi halde, iddianame dışına çıkarak hüküm kurması mutlak bozma nedenidir. (Not: CGK'nın 2024/279 sayılı yeni kararı bu yaklaşımı 'seçimlik hareketli suç' perspektifiyle yeniden yorumlamıştır, ancak Yargıtay dairelerinin eski ve yerleşik uygulaması bu yöndeydi).