Vergi Usul Kanunu'nun 3. maddesindeki 'Vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin yemin hariç her türlü delille ispatlanabileceği' hükmünün, VUK m. 359'daki sahtecilik suçlarının ispatı açısından taşıdığı önemi açıklayınız. Bu hüküm, 'delil serbestisi' ilkesini nasıl yansıtmaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #43869

VUK m. 3/B'deki bu hüküm, vergi hukukunda ve buna bağlı ceza yargılamasında 'maddi gerçeğin' şekli kuralların önüne geçtiğini gösteren temel bir ilkedir. Bu ilkenin VUK m. 359 açısından önemi şudur: Bir belgenin sahte olup olmadığı değerlendirilirken sadece belgenin kendisine değil, o belgeyle ispatlanmak istenen 'muamelenin gerçek mahiyetine' bakılır. Bu gerçek mahiyet, yemin dışında her türlü delille (tanık, banka kayıtları, sevk irsaliyeleri, ticari teamüller, karşı inceleme tutanakları vb.) ispatlanabilir. Ceza Genel Kurulu'nun 2018/517 sayılı kararında da vurgulandığı gibi, bu hüküm ve ceza muhakemesindeki 'delil serbestisi' ilkesi birleştiğinde, bir belgenin sahteliğinin ispatı için illa ki o belgenin aslının veya suretinin dosyada bulunması gerekmez. Örneğin, fatura düzenlediği iddia edilen şirketin fiili bir faaliyetinin olmaması, adresinde bulunmaması, işçi çalıştırmaması gibi yan delillerle, o şirketten alındığı iddia edilen faturaların sahte olduğu ispatlanabilir. Bu, vergi kaçakçılığında delillendirme metodolojisinin ne kadar geniş olduğunu gösterir.