Sahte vekaletname ile yapılan bir tapu devri sonrasında, taşınmazı devralan kişi bu taşınmazı iyiniyetli bir üçüncü kişiye satarsa, asıl malikin bu üçüncü kişiye karşı tapu iptal ve tescil davası açma hakkı var mıdır? Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımını ve 'ilk el' - 'ikinci el' ayrımını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #43851

Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, sahte vekaletname ile yapılan devir işlemi mutlak butlanla batıldır. Ancak, bu yolsuz tescile dayanılarak taşınmazı devralan kişi, sonrasında taşınmazı 'iyiniyetli' bir üçüncü kişiye devrederse, TMK m. 1023 uyarınca bu iyiniyetli üçüncü kişinin kazanımı korunur. Dolayısıyla, asıl malik, iyiniyetli olan bu ikinci alıcıya karşı tapu iptal ve tescil davası açamaz. Yargıtay, bu noktada 'ilk el' ve 'ikinci el' ayrımı yapar. Sahte vekaletnameyi kullanarak doğrudan mülkiyeti edinen kişi 'ilk el'dir. Bu kişinin işlemi temelden sakat olduğu için, iyiniyetli olup olmamasının bir önemi yoktur ve ona karşı açılan dava her zaman kabul edilir. Bu 'ilk el'den taşınmazı devralan kişi ise 'ikinci el' yani 'üçüncü kişi' konumundadır. İşte TMK m. 1023 koruması bu 'ikinci el' için söz konusudur. Eğer ikinci el iyiniyetli ise (sahteciliği bilmiyor ve bilmesi de gerekmiyorsa) mülkiyeti kesin olarak kazanır. Kötüniyetli olduğunu ispat yükü ise davacı olan asıl maliktedir. (Yargıtay 1.HD - Karar: 2014/18305).