Yaşı küçük veya malul bir mağdurun davaya katılması konusunda, kanuni temsilcisinin (örn. babası) iradesi ile mağdura CMK m. 234/2 uyarınca barodan atanan vekilin iradesi çelişirse (örn. kanuni temsilci katılmak istemezken, vekil katılma ve temyiz talebinde bulunursa) hangisine üstünlük tanınır? Ceza Genel Kurulu'nun 2022/460 sayılı kararındaki yaklaşımı, menfaat çatışması ihtimalini de göz önünde bulundurarak açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #43844

Ceza Genel Kurulu'nun 2022/460 sayılı kararında ve yerleşik içtihatlarda benimsenen ilkeye göre, bu tür bir irade çelişkisi durumunda 'kanuni temsilcinin iradesine üstünlük tanınmalıdır'. Gerekçesi, vekilin yetkilerinin asilden (bu durumda asili temsil eden kanuni temsilciden) fazla olamayacağıdır. Davaya katılma, bir dizi usuli hak ve yükümlülük getiren bir statüdür ve bu konuda nihai karar yetkisi kanuni temsilcidedir. Mağdura atanan vekil, kanuni temsilcinin iradesi hilafına mağduru davaya katılamaz veya onun adına kanun yoluna başvuramaz. Ancak bu kuralın önemli bir istisnası 'menfaat çatışması' halidir. CGK kararında da belirtildiği gibi, mağdurun kanuni temsilcisinin, mağdura karşı işlenen suçun sanıklarından biri olması veya sanıkla arasında menfaat çatışması yaratacak bir ilişki bulunması (örn. sanığın yakın akrabası olması) durumunda, kanuni temsilcinin iradesi esas alınamaz. Bu halde, Medeni Kanun m. 426/2 uyarınca işlem yapılarak mağdura bir 'kayyım' atanması sağlanmalı ve davaya katılıp katılmama konusundaki irade, menfaati mağdurla çatışmayan kayyıma sorulmalıdır.