CMK m. 261, avukatın 'müdafiliğini veya vekilliğini üstlendiği kişilerin açık arzusuna aykırı olmamak koşuluyla' kanun yollarına başvurabileceğini düzenler. Sanığın, müdafiinin temyiz başvurusundan sonra, 'temyiz hakkından feragat ettiğine' dair bir dilekçe vermesi durumunda, müdafiinin temyiz talebi nasıl sonuçlanır?
Bu durumda müdafiinin temyiz talebi reddedilir. CMK m. 261'e göre avukatın kanun yoluna başvurma yetkisi, asilin (sanık/katılan) iradesine tabidir ve ondan bağımsız, mutlak bir hak değildir. Asilin açık iradesi, vekilin iradesinden üstündür. Yargıtay 13. Ceza Dairesi'nin 2017/858 sayılı kararında bu durum açıkça görülmektedir. Kararda, sanık müdafiinin süresinde temyiz başvurusunda bulunmasına rağmen, sanığın daha sonra cezaevinden gönderdiği dilekçelerle 'temyiz hakkından feragat ettiğini' belirtmesi üzerine, CMK m. 266/1 (vazgeçme) uyarınca müdafiinin temyiz talebinin incelenmeksizin reddedilmesi ve dosyanın iadesi gerektiği belirtilmiştir. Sanığın temyizden vazgeçme beyanı, müdafiinin başvurusunu geçersiz kılar çünkü bu, asilin 'açık arzusunun' kanun yoluna devam edilmemesi yönünde olduğunu gösterir.