Bir ceza davasında, sanığa CMK m. 150/3 uyarınca zorunlu müdafi atandığından sanığın haberdar edilmemesi, müdafinin yaptığı temyiz başvurusunun geçerliliğini nasıl etkiler? Ceza Genel Kurulu'nun 2012/110 sayılı kararında benimsediği çözüm yolunu, sanığın savunma hakkı bağlamında açıklayınız.
Ceza Genel Kurulu'nun 2012/110 sayılı kararına göre, sanığın kendisine zorunlu müdafi atandığından haberdar edilmediği durumlarda, müdafie yapılan tefhim veya tebliğ hukuki sonuç doğurmaz ve onun yaptığı temyiz başvurusu, sanığın iradesi netleşinceye kadar askıdadır. Bunun temel nedeni, Anayasa m. 36 ve AİHS m. 6'da güvence altına alınan savunma hakkıdır. Sanığın, savunmasını yapacak avukatı bilme, ona talimat verme ve istemiyorsa değiştirilmesini talep etme hakkı vardır. Kendisine atandığından haberi olmadığı bir müdafinin yaptığı işlemlere (örneğin temyiz) peşinen rıza gösterdiği varsayılamaz. CGK'nın çözüm yolu şudur: - Hüküm, atandığından haberi olmayan sanığın kendisine de tebliğ edilmelidir. - Sanığa, müdafisinin temyiz başvurusunda bulunduğu bildirilmeli ve bu başvuruya 'muvafakat edip etmediği' sorulmalıdır. - Eğer sanık temyize muvafakat etmezse, müdafinin başvurusu CMK m. 266 uyarınca reddedilir. - Eğer sanık muvafakat ederse veya kendisi de temyiz başvurusunda bulunursa, temyiz incelemesi yapılır. Bu çözüm, zorunlu müdafiliğin sembolik bir kuruma dönüşmesini engelleyerek, sanığın savunma hakkının merkezinde yer almasını sağlar.