Bir ceza davasında, ilk derece mahkemesinin mahkumiyet kararı gerekçesi, sanığın savunmalarını ve lehe olan delilleri hiç tartışmadan sadece aleyhe delilleri sıralamaktan ibaretse, istinaf ve temyiz mercilerinin bu kararı onaması 'gerekçeli karar hakkı' açısından nasıl bir sonuç doğurur? İstinaf/temyiz merciinin, ilk derece mahkemesi kararına atıf yaparak karar vermesi her durumda yeterli midir?
İlk derece mahkemesinin kararının, sanığın esaslı savunmalarını ve lehe delilleri hiç tartışmadan sadece aleyhe delilleri tekrarlaması, kendi içinde gerekçeli karar hakkını ihlal eder. İstinaf veya temyiz merciinin, bu kadar bariz şekilde gerekçesiz bir kararı, kendisi de ek bir gerekçe sunmadan onaması, ihlali devam ettirir ve ağırlaştırır. Anayasa Mahkemesi içtihadına göre (Yasemin Ekşi, B. No: 2013/5486), istinaf/temyiz merciinin, yargılamayı yapan mahkemenin kararını uygun bulması hâlinde bunu ya aynı gerekçeyi kullanarak ya da bir atıfla kararına yansıtması kural olarak yeterlidir. Ancak bu kural, ilk derece mahkemesi kararının usulüne uygun ve yeterli bir gerekçe içerdiği durumlar için geçerlidir. Eğer ilk derece mahkemesi kararı gerekçesiz ise veya sanığın istinaf/temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü ve ilk derece mahkemesince karşılanmamış 'yeni ve esaslı' iddialar varsa, kanun yolu merciinin bu iddialara 'ayrı ve açık bir yanıt' vermesi gerekir. Aksi takdirde, sadece 'usul ve yasaya uygun bulunan hükmün onanmasına' şeklindeki bir karar, gerekçeli karar hakkının ihlaline yol açar.